4 ihitimalli denklem...

Bir gün Padişah demiş ki, 'Benim deveye konuşmayı öğretene bin altın veriyorum. Öğretemezse kellesini keseceğim.'
Adamın biri çıkmış 'Ben on senede öğretirim deveye okuma yazmasını' demiş ve altınları peşinen almış.
Arkadaşları, adama 'Devenin öğreneceği yok. Deli misin?' diye sormuşlar.
uyanık adam cevap vermiş : '4 ihtimal var.
1. bu 10 senede deve ölür,
2. padişah ölür,
3. ben ölürüm.
4. bakarsınız deve okuma yazmayı çözer.'
Yavaş ölürler...
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar
Pablo Neruda
Pear Harbour'dan Çorlu'lu Ali Paşa şadırvanına...
Pearl Harbor'u bilirsiniz herhalde.. Bilmeyenlere de geçen yıllarda filmi öğretti.
Japon uçakları Amerikan donanmasını bir sabah ansızın bastılar ve tam 96 zırhlıyı batırdılar.. Oysa Hawaii'deki bu limanda, 97 donanma gemisi vardı.. Birine dokunmadılar.. Niye?..
Çünkü o geminin tepeden bakılınca bembeyaz görünen güvertesinde bir kızıl haç vardı.. O hastane gemisi idi.. Bombalar ve kamikazelerle dalan Japon uçakları hastane gemisine dokunmadılar. Çünkü o gemi orada, öldürmek değil, yaşatmak için demirliydi..
Adı Solace.. Türkçesi Teselli.. Üzüntü azaltan..
Solace savaş boyu Amerikalı annelerin üzüntüsünü azalttı. Tam 25 bin genci ölümden kurtardı, Amerika'ya taşıdı.. Ülke limanlarına her gelişinde, umutla umutsuzluk karmaşasındaki kafaları ile anneler iskeleye koştular.. "Benim oğlum da geldi mi?.."
Savaş sonrası hayatlarını Solace sayesinde kurtaran gençler bir dernek kurar ve bir madalya yaparlar.. Üzerinde Solace'nin kabartması olan bir madalya.. Ve bunu gururla takarlar..
Devlet rahatsız olur.. İkinci Dünya Savaşı'ndan böyle savaş karşıtı bir sonuç çıkar mı?..
Solace gemisini yok etmeye karar verirler.. Gemi sapasağlam.. Pırıl pırıl.. Jilet olur mu?.. Savaş sonrası yere serilmiş ekonomi her dolara muhtaç.. Uzak bir ülkeye satarlar.. Makyajını değiştirip bambaşka bir amaçla kullanması için..
O uzak ülke Türkiye.. Yok yahu!.. O gemi, ünlü Ankara!.. Hastane gemisinden transfer gezi gemisi Ankara..
Vay canına!..
Türkiye, bugün Amerikalılar için belki de hac yeri olacak, Gelibolu'nun Anzaklar'ı çektiği gibi bir turizm anıtına dönüşecek Solace'nin kıymetini bilmez.. Şefik Kaptan'la yaptığı Avrupa seferleri dillere destan olan Ankara sonunda ihtiyarlar ve jilet yapılmak üzere hurdacılara teslim edilir..
1980'li yılların başında Ankara, İzmir'de sökülürken, yılların söktüğü bir eski anıt da İstanbul'da dikilmektedir. Haliç Tersanesi'ndeki Çorlulu Ali Paşa Camisi'nin şadırvanı.. Restorasyon gelir çatıda takılır.. Çatı kurşun.. Kıtlık yılları.. Kurşun yok.. Etibank dahi geri çevirir.. "Kurşun yok.." Şadırvan çatısız kalacak.. Dört bir yana duyururlar..
"Kimde kurşun varsa.."
Aliağa'da Ankara'yı söken hurdacılardan haber gelir.. "Gelin bizde var, alın.."
Bre aman.. Gemide kurşun olmaz.. Ankara'da niye olsun.. Çaresizler ya... Gider bakarlar.. Gerçekten Ankara'nın sayısız kamaralarından biri, tamamen kurşunla kaplı..
Niye?.. Çünkü burası Solace'nin röntgen odası.. Radyasyonun dışarı sızmaması lazım..
Şimdi yolunuz Haliç'e düşerse, Çorlulu Ali Paşa şadırvanından bir tas su içerseniz, ya da yüzünüze iki avuç su atarsanız serinlemek için, unutmayın.. Çatısına da bakın..
Orada, İkinci Dünya Harbi'nde, Pearl Harbor'da Japonlar'ın batırmadığı tek gemiden bugüne kalan son izleri göreceksiniz..
Gelecek...
Alman Yazar Udo Gollub, geçtiğimiz günlerde korkutucu ve bir o kadar da hayatımızı etkileyebilecek, geleceğe dair öngörülerini paylaştığı bir yazı yayınladı. Yazının tam metni.
Mercedes Benz‘in müdürü, yakın zamanda verdiği bir röportajda; artık rakiplerinin diğer araba firmaları değil Tesla, Amazon, Google, Apple ve benzeri teknoloji şirketleri olduğunu söyledi. Asla değişmeyen 3 şeyin olduğu söylenir:
Ölüm,
Vergiler
ve Değişim!
Önümüzdeki 5-10 yılda yazılımlar, geleneksel endüstrilerin çoğunluğunu rahatsız edecek.
Uber, sadece bir uygulama ve bir tane bile arabası yok ancak yine de dünyanın en büyük taksi şirketi konumunda.
Airbnb, dünyanın en büyük hotel şirketi ancak hiçbir mülkleri yok.
Yapay Zeka
Bilgisayarlar dünyamızı anlamada katlanarak artan bir şekilde daha iyi oluyorlar. 2016’da bir bilgisayar dünyanın en iyi go oyuncusunu yendi ki bu beklenenden 10 yıl daha önce gerçekleşti.
ABD’deki genç avukatların iş bulması çok zor hale geldi. Çünkü IBM‘in Watson uygulaması sayesinde sadece saniyeler içinde yasal danışmanlık alabiliyorsunuz ve bunu 90% oranında başarıyla yapıyor ki insan eliyle yapılanlar başarı oranı 70%.
Eğer hukuk okuyarsanız, en kısa zamanda bırakın çünkü gelecekte %90 daha az avukata ihtiyaç olacak ve sadece uzmanlar kalacak piyasada.
Watson, insan hemşirelere kıyasla 4 kat daha başarılı bir şekilde kanser teşhisinde bulunabiliyor. Facebook‘un sahip olduğu yüz tanıma uygulaması, yüzleri insanlardan daha başarılı bir şekilde tanıyabiliyor. 2030’da, bilgisayarlar insanlardan daha akıllı olacaklar.
Otonom (Kendi kendini süren) Arabalar
2018’de, ilk kendi kendine giden arabalar halka sunulacak. 2020 civarında tüm endüstri bundan kötü etkilenecek. Artık bir araba sahibi olmak istemeyeceksiniz. Telefonunuzla bir araba çağıracaksınız ve olduğunuz yere gelip sizi istediğiniz yere götürecek. Arabayı park etmenize gerek olmayacak, sadece ücreti ödeyeceksiniz ve yolculuk esnasında çalışabileceksiniz. Çocuklarımız asla ehliyet ve araba sahibi olmayacaklar.
Bu durum şehirleri de değişterecek çünkü 90-95% daha az arabaya ihtiyaç duyacağız. Otoparkları, park alanlarına çevirebiliriz artık. Tüm dünyada her yıl yaklaşık 1,2 milyon insan araba kazalarında hayatını kaybediyor. Günümüzde 100 kilometrede 1 kaza anlamına geliyor bu. Özerk arabalar bu oranı 10 milyon kilometrede 1 kazaya düşürecek. 1 milyondan fazla insanın hayatı kurtulmuş olacak her yıl.
Araba firmalarının çoğunluğu da büyük ihtimalle batmış olacak. Geleneksel araba firmaları evrimsel bir yolla daha iyi arabalar üretmeye çalışıyor ancak teknoloji firmaları (Tesla, Apple, Google…) devrimsel bir yolu tercih edecekler ve tekerlekleri olan bir bilgisayar inşa edecekler.
Audi ve Volkswagen‘daki birçok mühendis, Tesla‘dan korkuyor.
Sigorta şirketleri çok büyük sorunlar yaşacaklar çünkü kazalar azaldıkça sigorta fiyatları da düşecek. Araba sigortası modelleri yok olacak.
Emlak piyasası da değişecek. Çünkü insanlar evden işe giderken yolda çalışabiliyorlarsa daha uzak yerlerdeki daha güzel mahallelerde yaşamayı tercih edecekler.
Elektrikli arabalar 2020’lerde çok yaygın olacak. Ayrıca tüm yeni arabalar elektrikle çalışacağı için şehirlerde daha az gürültü olacak. Elektrik inanılmaz bir oranda ucuz ve temiz olacak: Güneş enerjisi üretimi 30 yıldır katlanarak artıyor ancak şimdiden yarattığı olumlu etkiyi görebilirsiniz.
Geçtiğimiz yıl, fosil yakıtlardan daha fazla Güneş enerjisi paneli kuruldu. Enerji firmaları, evlere Güneş enerjisi sektöründe rekabeti azaltmak için çaresizce diğer firmaların sektöre girişini limitlemeye çalışıyor ancak teknoloji bunun da üstesinden gelecektir.
Ucuz elektrik, ucuz ve verimli suyu da beraberinde getiriyor. Deniz suyunun arındırılmasının maliyeti metreküp başına 25 cent olmuş durumda. Dünyanın birçok bölgesinde yetersiz su kaynağı yok sadece yetersiz içilebilir su kaynağı var. Eğer neredeyse hiç bir maliyet olmadan herkes istediği kadar temiz suya ulaşabilirse neler olur bir hayal edin.
Sağlık
Tricoder X‘in fiyatı bu sene duyurulacak. Bazı firmalar Tricorder (Star Trek‘de medikal tarama yapan bir cihaz) denilen ve telefonunuzla çalışan bir medikal cihaz üretiyorlar. Bu cihaz sayesinde retina taraması yapabilir, kan ve nefes örneklerinizi sisteme yükleyebilirsiniz.
Cihaz, 54 biyogöstergeyi analiz ederek neredeyse tüm hastalıkları tanımlayabilecek. Ve ucuz olacağından neredeyse dünyadaki herkesin bu medikal sisteme erişimi olabilecek. Hoşçakal, tıbbi kurumlar.
3D Yazıcılar
Son 10 yılda en ucuz 3D yazıcının fiyatı 18.000$’dan 400$’a düşerken hızı da yaklaşık 100 kat arttı. Tüm büyük ayakkabı firmaları çoktan 3D yazıcılarla üretime başladılar.
Bazı uçak yedek parçaları çoktan 3D yazıcılarla üretilmeye başlandı. Uzay istasyonunda bulunan 3D yazıcı sayesinde de eskiden yanlarında taşımak zorunda oldukları onca yedek parçayı elimine ettiler bile.
Bu yılın sonunda akıllı telefonlar 3D tarama özelliklerine sahip olacaklar. Artık telefonunuzla ayağınızı tarayıp evde ayağınıza mükemmel uyan bir ayakkabı üretebileceksiniz.
Çin’de 6 katlı bir ofis binası 3D yazıcıyla üretildi bile. 2027’yılına geldiğimizde üretilen her şeyin 10%’u 3D yazıcılardan çıkmış olacak.
İş Fırsatları
Eğer girmek istediğiniz bir iş fikri varsa, kendinize sorun: Gelecekte bu iş var olacak mı?. Eğer cevabınız evet ise bunun gerçekleşmesini nasıl hızlandırabilirsiniz?
Eğer bu iş telefonunuzla çalışmayacaksa unutun o fikri. 20. yüzyıl’da başarıya ulaşması için tasarlanan her iş fikri 21. yüzyıl’da başarısızlığa uğrayacaktır.
İş
Önümüzdeki 20 yılda, günümüzdeki işlerin 70-80%’i ortadan kalkacak. Elbette gelecekte yeni işler olacak ancak herkes için yeteri kadar olacak mı bu kadar kısa sürede, orası belli değil.
Tarım
Gelecekte 100$’lık bir tarım robotu olacak. 3. Dünya ülkelerindeki çiftçiler, tüm gün tarlada çalışmak yerine kendi robot çiftçilerinin yöneticisi olabilecekler.
Topraksız tarım çok daha az su ile yapılacak. Petri kapında yetiştirilen ilk et hazır bile ve gelecekte gerçek hayvandan üretilen etten daha ucuz olacak. Günümüzde tüm tarım arazilerinin 30%’u inekler için kullanılıyor. Eğer bu alanlara ihtiyacımız olmazsa neler olur hayal edin. Böcek proteinini yakın zamanda piyasaya sürmeye hazırlanan yeni girişimler var. Böcekler normal etten daha fazla protein içeriyor. Bu ürünler alternatif protein kaynağı olacak etiketlenecekler çünkü birçok insan hala daha böcek yeme fikrine sıcak bakmıyor.
“Moodies” adı verilen ve hangi ruh halinde olduğunuzu tespit eden bir uygulama var. 2020’de yüz ifadelerinizden yalan söyleyip söylemediğinizi anlayabilecek uygulamalar olacak. Bu uygulamanın kullanıldığı ve katılımcıların yalan söyleyip söylemediklerinin yayınlandığı bir siyasi tartışma programını hayal edin.
Bitcoin, gelecekte dünyanın olağan para birimi haline gelebilir.
Uzun Ömür
Günümüzde her yıl ortalama insan ömrü yaklaşık 3 ay uzuyor. 4 yıl önce ortalama insan ömrü 79 yıldı, günümüzde ise 80 yıl oldu. Ortalama artışın kendisi bile artıyor. 2036’ya geldiğimizde, ortalama 1 yılda 1 yıldan daha fazla artacak. Yani hepimiz çok çok uzun hayatlar yaşayabiliriz, büyük ihtimalle 100 yıldan uzun hayatlar.
Eğitim :
10$ gibi bir fiyata Asya ve Afrika’da en ucuz akıllı telefonlara ulaşabileceksiniz. 2020’ye geldiğimizde insanların 70%’i akıllı telefon sahibi olacak. Herkesin dünya seviyesinde bir eğitime erişimi olacak demek bu.
Her çocuk, 1. dünya ülkelerindeki çocukların okulda öğrenmesi gereken şeyler için Khan Academy‘yi kullanabilir. Uygulamayı Endonezya’da yayınladılar bile. Yakında da Arapça, Svahili ve Çince sürümleri de çıkacak. Eğer İngilizce uygulamayı bedava yayınlarsak olağanüstü bir potansiyel görüyorum. Yarım yıldan kısa bir sürede Afrika ve dünyanın geri kalanındaki çocuklar akıcı bir İngilizceye sahip olabilir.
Dr.Batu Aysal
57.Alay sancağı...
Resimdeki sancak, Çanakkale Savaşı’nda son erine kadar şehit olan Kahraman 57nci Alay'ın Sancağıdır.
Öyle ki; Çanakkale Savaşı sırasında mevcudunun 3'te 2'si şehit olan ancak cepheyi terk etmeyen 57. Alay büyük bir kahramanlık örneği sergilemişti. Daha sonra birçok cepheye giden 57. Alay sergilediği kahramanlıklardan dolayı dünyada en çok madalyaya sahip ve en kahraman alay olarak nitelendirilmektedir.
Öte yandan 57. Alay'a saygıdan dolayı TSK'da hala 57. Alay bulunmamaktadır.
Hâlen Melbourne-Avusturalya müzesinde sergilenmekte olan sancağın tanıtım plâketinde şöyle yazmaktadır:
"Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir, ama esir edilmemiştir. Türk Ordusu'nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selâmlamadan geçmeyin"
For sons...
RULES FOR SONS:
1. Never shake someone’s hand while you are in a seated position.
2. Don’t enter a pool by the stairs.
3. Being the man at the BBQ Grill is the closest thing to being king.
4. In a negotiation, never make the first offer.
5. Request the late check-out.
6. When entrusted with a secret, keep it.
7. Hold your heroes to a higher standard.
8. Return a borrowed car with a full tank of gas.
9. Play with passion or not at all…
10. When shaking hands, grip firmly and look them in the eye.
11. Don’t let a wishbone grow where a backbone should be.
12. If you need music on the beach, you’re missing the point.
13. Carry two handkerchiefs. The one in your back pocket is for you. The one in your breast pocket is for her.
14. You marry the girl, you marry her family.
15. Be like a duck. Remain calm on the surface and paddle like crazy underneath.
16. Experience the serenity of traveling alone.
17. Never be afraid to ask out the best looking girl in the room.
18. Never turn down a breath mint.
19. A sport coat is worth 1000 words.
20. Try writing your own eulogy. Never stop revising.
21. Thank a veteran. Then make it up to him.
22. Eat lunch with the new kid.
23. After writing an angry email, read it carefully. Then delete it.
24. Ask your mom to play. She won’t let you win.
25. Manners maketh the man.
26. Give credit. Take the blame.
27. Stand up to Bullies. Protect those bullied.
28. Write down your dreams.
29. Always protect your siblings (and teammates).
30. Be confident and humble at the same time.
31. Call and visit your parents often. They miss you.
32. The healthiest relationships are those where you’re a team; where you respect, protect, and stand up for each other.
2. Don’t enter a pool by the stairs.
3. Being the man at the BBQ Grill is the closest thing to being king.
4. In a negotiation, never make the first offer.
5. Request the late check-out.
6. When entrusted with a secret, keep it.
7. Hold your heroes to a higher standard.
8. Return a borrowed car with a full tank of gas.
9. Play with passion or not at all…
10. When shaking hands, grip firmly and look them in the eye.
11. Don’t let a wishbone grow where a backbone should be.
12. If you need music on the beach, you’re missing the point.
13. Carry two handkerchiefs. The one in your back pocket is for you. The one in your breast pocket is for her.
14. You marry the girl, you marry her family.
15. Be like a duck. Remain calm on the surface and paddle like crazy underneath.
16. Experience the serenity of traveling alone.
17. Never be afraid to ask out the best looking girl in the room.
18. Never turn down a breath mint.
19. A sport coat is worth 1000 words.
20. Try writing your own eulogy. Never stop revising.
21. Thank a veteran. Then make it up to him.
22. Eat lunch with the new kid.
23. After writing an angry email, read it carefully. Then delete it.
24. Ask your mom to play. She won’t let you win.
25. Manners maketh the man.
26. Give credit. Take the blame.
27. Stand up to Bullies. Protect those bullied.
28. Write down your dreams.
29. Always protect your siblings (and teammates).
30. Be confident and humble at the same time.
31. Call and visit your parents often. They miss you.
32. The healthiest relationships are those where you’re a team; where you respect, protect, and stand up for each other.
Dunning-Kruger...
İki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış şöyle ki;
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...
Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:
“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.
‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.
Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."
N'olur fazla mütevazi olmayın!...
"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...
Bence Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin Ig Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".
Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:
“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

