Einstein'dan...
Kızlarınızı iyi yetiştirin;
Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin.
Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin.
İstediğini giymeyi öğretin.
İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin.
Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin.
Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin.
Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin.
Arayıp neredesin; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum haddini bil demeyi öğretin.
Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin.
Oğullarınızı iyi yetiştirin;
Karşı cinse saygı duymayı öğretin.
Gece yarısı evine geç dönen kadının, her kısa etek ile dolaşan kadının “aranmadığını” öğretin.
Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin.
Dokunmaktan korkmamasını öğretin.
Sevmenin değer verme olduğunu öğretin.
Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.
Bulunmaz hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde kumaştan yapıldığını; hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin.
Ama bunları önce kendi içinizdeki çocuğa öğretin.
Prof. Albert Einstein, Eylül 1946
ABD Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın düzenlediği bir Konferans konuşmasından alıntı
Puro...
Puro
"Bir insan hem sigara içmekten nefret eder, hem de puro içmeye bayılabilir mi?"
Bu sorunun provokatif bir cevabı var: “Evet !”
Bu cevap sigara içen ve içmeyen insanlarda gerçekten bir antipatiye sebep oluyor.
Bu soruya “evet” cevabı veren biri olarak empati yaptığımda, bu reaksiyonu anlayabiliyorum.
Üstelik öte yanda ben de topluma açık yerlerde tütün yasağının ateşli bir savunucusuyum. Ama oraya kadar. Sonuçta olayın kişisel özgürlük yanı ağır bastığında, başkalarına zarar vermeden puro içme hakkımı da sonuna kadar savunuyorum. Bunun bir sürü nedeni var. Ama en temel anlaşılan nedeni sigara içen kişi; endüstriyel bir ürün olan sigarayla, sadece ve sadece nikotin ihtiyacını karşılarken; sanatsal bir ürün olan el yapımı bir puro, her sanat eseri gibi keşfettikçe keyif alınan bir değerdir. Bu çerçevede bir puro sever olarak bunu hayattan keyif alma yollarımdan biri olarak değerlendiriyorum.
Tabii her şey gibi puro da dengeli ve kontrollü tüketilmelidir. Fazla tüketildiğinde suyun bile zarar verdiği düşünülürse; hayatımızın her noktasında dikkat etmemiz gereken “denge” kavramı burada da karşımıza çıkar.
Hala mizah dergilerinde zengin kapitalistlerin simgesi olan ve toplumda bu nedenle genelde kötü imajı olan bu ürünün vatanının, dünyanın fakir ülkelerinden biri olan Kübanın olduğunu bilmeyen yoktur. Ancak yeterince derinliğinle tanıyanlar ülkemizde hem dünyada çok sınırlıdır.
Bu çok normaldir, çünkü puro pahallı lüks bir zevktir ve maalesef (Küba dışında) ancak maddi durumu iyi olanlar tüketebilir.
İçmeden bilinmesi gerekenleri sizler içinaşağıda özetlemeye çalıştım ....
1- Puro gevşemek için içilmez; ancak gevşemiş insan puroyu keyifle içebilir.
Aksi halde ne kokusunu anlarsınız, ne yaprağın dokusunun keyfini hissedersiniz, ne estetiğine konsantre olabilirsiniz.
2- Aç karnına içilmemelidir. Mutlaka iyi bir yemeğin arkasından gelmeli ve beraberinde iyi bir single malt viski, armangac, cognac, kahve vs ile birlikte tüktilmelidir.
3- Puro içerken ağızda tükürük birikirse (tok haldeyken pek bu olmaz) yutmak yerine tükürmek gerekir, yoksa ağızınız acılaşır ve keyif alma derecesi azalır.
4- Puro ciğerlere çekilmez, dumanı dilin altında tutulur ve nikotin dil altındaki tükürük bezleri ile alınır.
5- Yeni başlayanlar puro içmeye hafif ve orta sertlikteki purolar ile başlamalıdırlar. Daha sonra sert ve uzun purolara isterlerse geçebilirler.
6- Puro çok iyi yakılmalıdır. Tercihen sülfürsüz kibrit en iyi yakma aracıdır. Homojen bir yakma ateşin doğru yürümesi için olmazsa olmaz koşuldur. Aksi takdirde ateş bir taraftan fazla yürüyünce puronun dengesi ve lezzeti bozulur.
7- Puro yakıldıktan sonra 1 dakika kadar içilmeden, ateşin oturması beklenir. Daha sonra da ortalama dakikada bir duman çekilerek içilir. İçilmediği süre zarfında soğuması için kül tablasına pararlel pozisyonda koyulur. Eğer, daha fazla sıklıkla çekilirse, puro aşırı ısınır ve acı katranlarla yağlar açığa çıkar ve puronun lezzeti kaçar.
8- Düzenli içilmeyen puro sönecektir. Bu durumda külü silkrek tekrar yakma veya nemi hala uygunsa, puronun yanık ucunu bir miktar kesip atmak daha iyidir (bu işlemi yapmak için kesicinizin çok kaliteli ve keskin olmasına dikkat edin). Bir dahaki yakışta puro parmak arasında yere paralel konumda tutulurken, ateşin alevinin puronun sadece ucuna değmesine dikkat ederek, puro yavaş yavaş döndürülerek tekrar yakılır. Puronun ucu yeniden yanmaya başlayında, yumuşak emişlerlele puroyu homojen şekilde yakmaya gayret edin. Çok çekerseniz puro ısınacağından lezzet kaçacaktır. Bu ufak ufak çekmeler esnasında eşit yanma yoksa yine o bölgeye ateş tutularak eşit yanma sağlanır. Bu aşamadan sonra ateş oturduktan sonra yine normal içime geçilir.
9- Puro dumanı çekilince, aynı şarap tadımındaki gibi, duman ağız içinde gezdirilir ve yumuşak bir şekilde üflenir. Bu aşamada puro tadılır ve koklanır.
10- Puro dişler arasında tutulmaz. Daima paralel olarak ya dudak arasında, ya kül tablasında, ya da parmaklar arasında tutulur. Sürekli dudakta tutulan puro, tükürük salımını arttırır, bu da puroyu ıslatır ve içimini zorlaştırır.
11- Puro yarım saatten fazla sönük kalırsa, tekrar yandığında biriken katran ve nikotin acı tat verir. O nedenle içmeden evvel içeceğiniz puronun boyutunu zamanınıza göre seçmeniz ve puroyu bir seferde biterecek gibi plan yapmanız önemlidir.
12- Puro külü, içindeki ısının dengesi açısından önemlidir. O nedenle mümkün olduğunca az aralıkla temizlenmelidir. Puro külü kendi kendisi düşmesine yakın silkilmelidir. Bunu külü takip ederek gözlemleyebilirisiniz. Puro için tercihen puro kül tablası kullanın ve asla bastırarak söndürmeyin, kendi kendine sönmesine müseade edin. Bastırılarak söndürülürse havaya çok daha fazla duman yayacaktır.
13- Puronun sertliği tamamen üreticisinin tecihine göre şekillenir. Bunun yanı sıra bazı ülkeler daha sert, bazıları daha yumuşak puro üretirler. Örneğin Küba genelde sert puro üretir, bununla beraber hafif veya orta sertlikte Küba puroları da vardır. Puronun sertliği içindeki katran ve nikotin oranı ile belirlenir. Katran ve nikotin miktarının yanı sıra puronun yaprağının cinsi, üretim şekli vs bir çok faktörden oluşan karmaşık bir dizi etmen puronun sertliğini belirler.
14- Bu konuda genel kaide yoktur. Tek temel karar verebileceğiniz etmen puronun siz lezzet alacağınız noktasına kadar içilmesidir. Eğer keyif alamıyorsunuz, içim bırakılmalıdır.
15- Puronun kalitesini anlamak için nemlilik-koku-tat içeren bir dizi basit test yapılır. Puroya çimdik atılarak nem oranı tesbit edilir. Nemini kaybetmiş bir puro,ruhunu kaybetmiş demektir. Koklayarak kendine has kokusu var mı anlaşılmaya çalışılır, iyi puroların hepsi kendine has kokuları barındırırlar. Usulüne göre yakılmış bir purodan iki üç nefes aldıktan sonra, ucundan çıkan duman koklanır ve tütünün kendine has kokusu olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Tadı acımı, baharatlımı, odunumsumu, kahvemsimi, gövdeli (hafif-orta sert) gibi değerlendirmeler bir nevi şarap tadımını andıran değerlendirmeler yapılır.
16- Her boy ve tip puronun bir içim zamanı vardır. Sabah kahvaltısı sonrası bir “mini” veya “petiti corona” iyi giderken; iyi bir yemek ve şarabın ardından, tercihen bir dijestif içecekle (Cognac veya Armagnac, Single Malt viski vs.) gövdeli ve sert içimli bir puro içmek gerekir.
17- Puro yakmak yöntemine göre yapılması gereken bir işlemdir. Başkasının purosuna ateş tutmak veya dengeli yakma imkanı vermeyeceğinden herkesin kendisi yapması gereken bir işlemdir.
18- Puronun ucunu uygun bir kesici veya delici ile delinmelidir. Dişle koparılan puroların sargısı bozulacağından, puro sonuna doğru üst sargı açılmaya başlar ve içimin keyfi kalmaz.
19- Puro kokusu itibari ile bir çok kişiyi rahatsız edebileceğinden ve çok duman çıkaracağından tercihen başkalarından izin alınmadan kalabalık ortamlarda içilmemelidir. Özellikle misafir olarak bulunduğunuz mekanlarda ev sahibinden izin almadan puro içilmemelidir.
20- Küçük çocukların ve ciğer hastalıklarına hassas kişilerin bulunduğu ortamlarda da, sağlığa zararı nedeniyle puro içilmemelidir.
21- İyi puro seçimi için bilinmesi gerekenler elbette vardır. Ancak hangi gün ve saatte, hangi yemeğe uygun puro içeceğinize zaman içerisinde yaptığınız denemelerle kendiniz belirlemelisiniz. Size çok iyi gelen bir purodan başkasının hoşlanamayabileceğini unutmayın.
Bunun dışında ise şunlara dikkate alın:
a- İçme zamanına ve sürenize bağlı olarak değişik boylarda puroyo stoklarınızda bulundurun
b- Almadan evvel almayı planladığınız puroların özelliklerini inceleyin (harman, sarılma işçiliği, dış sargı yaprağı kalitesi, aroma, gövde vs)
c- Puronun kalitesi ne olursa olsun, en önemli kriter puronun saklama koşullarıdır. Uygun nemde saklanmamış puro özelliklerini kaybetmiştir. Satın aldığınız yerin saklama koşullarına dikkatle inceleyin.
d- Puro dış görünüş itibariyle düzgün sarımlı olmalı, sargı yaprağı iri damarlı olmalı, yaprak üzerinde çatlak, delikler ve küf olmamalıdır.
Bunun dışında ise şunlara dikkate alın:
a- İçme zamanına ve sürenize bağlı olarak değişik boylarda puroyo stoklarınızda bulundurun
b- Almadan evvel almayı planladığınız puroların özelliklerini inceleyin (harman, sarılma işçiliği, dış sargı yaprağı kalitesi, aroma, gövde vs)
c- Puronun kalitesi ne olursa olsun, en önemli kriter puronun saklama koşullarıdır. Uygun nemde saklanmamış puro özelliklerini kaybetmiştir. Satın aldığınız yerin saklama koşullarına dikkatle inceleyin.
d- Puro dış görünüş itibariyle düzgün sarımlı olmalı, sargı yaprağı iri damarlı olmalı, yaprak üzerinde çatlak, delikler ve küf olmamalıdır.
22- Puro bir tütün ürünü olduğundan sağlığa zararı konusunda şüphe yoktur. O yüzden dengeli, bilinçli ve sınırlı tüketim ile bu zararlar sınırlanabilir. Kaliteli purolarda kullanılan tütün yaprakları, fermentasyondan geçtiklerinden içlerindeki katran, nikotin ve kimyasallardan büyük oranda temizlenmişlerdir. Doğal tütünle katkı maddesiz yapılan puro, sigarada olduğu gibi kağıt, kırpıntı tütün, kimyasal madde içermez ve bu yüzden sgaraya göre daha az zararlıdır. Aynı şekilde içe çekilmeyen puro sigara gibi sık içmek için pratik değildir.
Bir çok gerçek puro sever, yazımın başında belirttiğim gibi, sigarayı hiç sevmez ve tüketmez.
Bir çok gerçek puro sever, yazımın başında belirttiğim gibi, sigarayı hiç sevmez ve tüketmez.
İş yönetimi dersleri : Çin'li hırsız...
Çin'in Guangzhou kentinde bir banka soygunu. Soygunculardan biri
bankadakilere bağırır: "Kımıldamayın. Para devletindir, ama
hayatınız sizindir."
Herkes sessizce yatar... Bunun adı "Zihin Değiştirme Kavramı"dır.
Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek...
Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama
bacaklar ortada... Soyguncu bağırır: "Edebini takın. Bu bir soygun,
ırza geçme değil!"
Bunun adı "Profesyonellik"tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!
Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı
(MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra
terk): "Abi, hadi şu paraları sayalım," der. Daha yaşlı olanı der ki:
"Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV
haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz."
Buna "Deneyim" derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir.
Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen
polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: "Durun hele Müdürüm.
Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç
ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?"
Buna "Dalgayı yakalamak" derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!
Müdür der ki: "Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!"
Buna "Sıkıntılardan kurtulmak" derler. Kişisel mutluluk işinden çok
daha önemlidir.
Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış!
Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup
saynışlar parayı... Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepi topu 20
milyon! Çok kızmışlar bu işe:
"Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir
el harketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru
dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!"
Bu "Bilgi altından daha değerlidir" demektir...
Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada
kaybettiklerini geri alabildiği için.
Buna "Fırsatları kullanmak" derler. Kazanmak için risk almak gerekir.
PEKI, GERÇEK SOYGUNCULAR KIMLER?
bankadakilere bağırır: "Kımıldamayın. Para devletindir, ama
hayatınız sizindir."
Herkes sessizce yatar... Bunun adı "Zihin Değiştirme Kavramı"dır.
Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek...
Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama
bacaklar ortada... Soyguncu bağırır: "Edebini takın. Bu bir soygun,
ırza geçme değil!"
Bunun adı "Profesyonellik"tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!
Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı
(MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra
terk): "Abi, hadi şu paraları sayalım," der. Daha yaşlı olanı der ki:
"Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV
haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz."
Buna "Deneyim" derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir.
Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen
polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: "Durun hele Müdürüm.
Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç
ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?"
Buna "Dalgayı yakalamak" derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!
Müdür der ki: "Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!"
Buna "Sıkıntılardan kurtulmak" derler. Kişisel mutluluk işinden çok
daha önemlidir.
Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış!
Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup
saynışlar parayı... Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepi topu 20
milyon! Çok kızmışlar bu işe:
"Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir
el harketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru
dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!"
Bu "Bilgi altından daha değerlidir" demektir...
Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada
kaybettiklerini geri alabildiği için.
Buna "Fırsatları kullanmak" derler. Kazanmak için risk almak gerekir.
PEKI, GERÇEK SOYGUNCULAR KIMLER?
Good analysis...
During a robbery in Guangzhou, China, the bank robber shouted to everyone in the bank: "Don't move. The money belongs to the State. Your life belongs to you."
Everyone in the bank laid down quietly. This is called "Mind Changing Concept” Changing the conventional way of thinking.
When a lady lay on the table provocatively, the robber shouted at her: "Please be civilized! This is a robbery and not a rape!"
This is called "Being Professional” Focus only on what you are trained to do!
When the bank robbers returned home, the younger robber (MBA-trained) told the older robber (who has only completed Year 6 in primary school): "Big brother, let's count how much we got."
The older robber rebutted and said: "You are very stupid. There is so much money it will take us a long time to count. Tonight, the TV news will tell us how much we robbed from the bank!"
This is called "Experience.” Nowadays, experience is more important than paper qualifications!
After the robbers had left, the bank manager told the bank supervisor to call the police quickly. But the supervisor said to him: "Wait! Let us take out $10 million from the bank for ourselves and add it to the $70 million that we have previously embezzled from the bank”.
This is called "Swim with the tide.” Converting an unfavorable situation to your advantage!
The supervisor says: "It will be good if there is a robbery every month."
This is called "Killing Boredom.” Personal Happiness is more important than your job.
The next day, the TV news reported that $100 million was taken from the bank. The robbers counted and counted and counted, but they could only count $20 million. The robbers were very angry and complained: "We risked our lives and only took $20 million. The bank manager took $80 million with a snap of his fingers. It looks like it is better to be educated than to be a thief!"
This is called "Knowledge is worth as much as gold!"
The bank manager was smiling and happy because his losses in the share market are now covered by this robbery.
This is called "Seizing the opportunity.” Daring to take risks!
So who are the real robbers here?





